Eti Grubu

Ürünlerimiz

Haberler

İnsan Kaynakları

Oyunseverler

İletişim

English
 



Gülmece, güldürmece "Özgür"ce çizmece
Yiğit Özgür
 

Yüzünüzde bir gülümsemeyle önünüzdeki dergiye dalıp gitmişseniz, Yiğit Özgür'ü okuyor olmanız muhtemel... Çizgi dünyasının genç yeteneği bu kez, en az diyaloglarındaki kadar samimi bir söyleşiyle karşınızda.

Bize kendinizden bahseder misiniz?
1977 yılında İstanbul'da doğdum. Üniversite hayatım ve askerliğim Ankara'da geçti. Ardından İstanbul'a geldim. Çizmeye, Antalya Belediyesi tarafından organize edilen karikatür kursuna giderek başladım. Hocamız Orhan Coplugil'di. Daha sonra Antalya'da "Karika-turist" isimli bir dergi çıkarttık. Ardından Gırgır, Dinazor, Leman gibi mizah dergilerinde çalıştım. Şu an Penguen, Milliyet, Bilim Teknik Çocuk gibi gazete ve dergilere çiziyorum.

Çizmeyi nasıl tanımlarsınız?
Boyaları yemeyip kağıda sürmeye başladığım yaşta başladım çizmeye. Zamanla çizme sebeplerim de değişmeye başladı. Çizgiyi, düşündüklerimi yansıtma yolunda bir araç olarak görüyorum. Mizahı ve çizgiyi çok severek başladım her şeye; sonra çizgiyle düşündüklerimi anlatabileceğimi fark ettim ve çizmeye başladım. Kağıt kalemle oynamayı hep çok sevdim.

Çizgilerinizi nasıl yaratıyorsunuz?
Çıkış noktası olarak aklınıza bir şeyin takılması gerekiyor. Bu bir cümle, kelime ya da düşünce yapısı olabilir. Klişe olmuş fakat insanların çok da fark etmediği şeylerin altını çizerek, bir şeyler ortaya çıkartmaya çalışıyorum. Karikatürlerimdeki tiplerin çoğunun memleketi, şivesi yoktur. Dikkati oraya çekmiyorum.

İnsanları güldürmek nasıl bir duygu?
Belli gülme biçimleri var; hatta "gülme biçimleri" diye bir kitap çıksa alıp okurum. Belli kompleksleri yüzünden gülenler, sevdiği için gülenler, nefret ettiği için gülenler... Ben severek gülsünler, güldükten sonra da iyi şeyler düşünsünler istiyorum. Bir insanın hayatı kötü durumdayken karikatürüme bakıp kendini iyi hissetmesi, bana büyük haz veriyor.

Balonların içini yazarken kelime dizimlerine, kelimelerin ritimlerine çok dikkat ediyorum. Esprinin tekniğiyle çok uğraşıyorum. Çünkü bir kelimeyi tersten okuyunca anlamı birden değişebiliyor. Sadece diyalog olarak görmüyorum yazdıklarımı.

Bir karikatürist olarak gününüz nasıl geçiyor?
Daha çok geceleri çalışıyorum. Bu yüzden öğleden sonraları uyanabiliyorum; dolayısıyla günün bir bölümünü kaçırmış oluyorum. Böyle bir tempoda çalışınca sosyal hayattan kopuyorsunuz. Sizin dışınızdakiler bambaşka bir tempoya göre yaşıyorlar. Yapmam gereken bir iş varsa onu uyandıktan iki üç saat sonra hallediyorum. Dergi evime yakın olduğu için oraya gidip gelmeyi çok seviyorum. Dergi ortamı beni mutlu ediyor.

Günlerim genelde birbirine benzemiyor; çünkü çok disiplinli bir yaşamım yok. Karikatürlerimi çiziyor, ardından etrafın beni sürüklemesine izin veriyorum.

Takip ettiğiniz ustalar var mı?
Ben karikatür çizmeye çeşitli yarışmalara katılarak başladım. Dünya ve Türkiye'deki ustaları izledim. Herkes gibi ben de diğer ustalardan etkilendim. Özellikle Rus, Ukraynalı ve Makedonyalı çizerlerin sabrı beni çok etkilemiştir. Yazısız karikatürle başladım çizmeye. Halen mizah dergilerinde sürekli takip ettiğim çizerler var. Metin Üstündağ, Latif Demirci, Selçuk Erdem, Erdil Yaşaroğlu, Doğan Güneş, Bahadır Baruter, Selçuk Demirel gibi çizerler çok etkilemiştir beni.

Bir mizahçı olarak mizahı nasıl görüyorsunuz?
Mizah kalıplaşmış her şeye verilmiş bir tepki. Bir süre sonra her şey kalıplaşmaya başlıyor. Biri o kalıba müdahale edip kırdığı zaman eğleniyorsunuz. Bu his hep var olacak; insanla birlikte hareket eden bir şey çünkü.

Sizce Türkiye'de karikatüristlere yeteri kadar değer veriliyor mu?
Bunu sosyolojik olarak değerlendirmek lazım. Kimisi beğeniyor anlamıyor, kimisi anlıyor beğenmiyor, kimisi de anlamıyor ve beğenmiyor. Penguen dergisinin tirajı 50 bin; ülke nüfusuysa 70 milyon. Dolayısıyla genelleme yapacak durumda değiliz pek.

Sizi bekleyen yeni projeler neler?
Televizyon için üzerinde çalıştığım ve ağır aksak giden bir proje var. Bir adamın hikayesi. Garip bir proje ve televizyon kanallarının ilgilenmeyeceğine eminim. Şu anda askıda.

Uğur Yücel'le ortak çalıştığımız bir tiyatro oyunu var. Karikatürleri çok okuyan ve özellikle tiyatroyla ilgilenen insanlar, bu repliklerin canlandırılması gerektiğini düşünüyorlar. Özellikle Uğur Yücel ve onun uygun gördüğü isimler çok iyi sanatçılar. Bu proje beni de heyecanlandırdı. Belki bir şey çıkar, belki çıkmaz; ama deniyorum ve denemeyi de seviyorum. Kimi buluşmalardan koşarak dergiye geliyorum, kaçıyorum. Ama eğlenceli ve yeni bir şey ortaya koyup güldürmeyi istiyorum.

ETİ ürünleri hakkında neler düşünüyorsunuz?
ETİ'nin o çok eski cıngılı hâlâ hafızamda. En çok sevdiğim ETİ ürünüyse ETİ Browni Gold. Çalışmadığım zamanlarda çok tüketiyorum ETİ Browni'yi. Çalışırkense çok fazla içecek tüketiyorum.


Yiğit Özgür

Gazanfer Özcan

Erdal Özyağcılar

Ebru Gündeş

     



 

 


Limon Tutkusu
Peynir Sepeti
Kolay Pizza

SİTE HARİTASI GİZLİLİK ARAMA MERAK ETTİKLERİNİZ e-bültene ÜYE OL HABER VER FAVORİLERİNE EKLE