Türkiye'nin sesi en güçlü kadın solistlerinden biri Ebru Gündeş…
Sanatçı, camiasının hareketli ve ışıltılı dünyasına inat, huzuru
sadelikte ve dinginlikte bulduğunu söylüyor.
Müziğe
nasıl başladınız?
1993 yılında Raks Müziğe gitmemle başladı her şey… O yıllarda
sesimin güzel olduğunu düşünen yakınlarımızın vasıtasıyla Neşe
Demirkat'a götürüldüm. Neşe Hanım sesimi beğendi ancak sahne tecrübesi
kazanmam gerektiğini söyledi. Emel Sayın'ın sahnesinde vokal yapmaya
başladım ve böylece müzik hayatım başladı. Sahnede edindiğim 12
yıllık tecrübenin yorumuma, sanatıma büyük katkısı olduğunu düşünüyorum.
Müziğinizi nasıl tanımlıyorsunuz?
Müzik dinlemeyi seven herkese hitap ettiğimi düşünüyorum. Müzik
türleri arasında özel olarak bir ayrım yaptığımı söyleyemem.
Son dönem çalışmalarınızı öğrenebilir
miyiz?
Şu sıralar yeni albümüm için repertuar çalışmalarım devam ediyor.
Televizyon için çok sayıda proje teklifi geliyor, şimdilerde onları
değerlendiriyorum. Henüz netleştirdiğim bir proje yok. Özellikle
Ortadoğu ülkelerinden çok sayıda teklif alıyorum. Bu teklifler
bana çok cazip görünüyor açıkçası. Öncelikle yaptıkları müziğe
hayranım. Bir konser ile Ortadoğu'nun en büyük starlarından biriyle
düet yapabilirim.
"Sözünün eri" tavrınız bir "sahne
duruşu" mu yoksa kişilik özelliğiniz mi?
Özel hayatınızda sahip olmadığınız kişilik özelliklerini sahnede
yansıtamazsınız. En azından ben yapamam. Demek oluyor ki, kameralara
yansıyan neyse, ben de oyum.
Bir gün müziği bırakmayı düşünürseniz
bu nasıl bir veda olur?
Ben istemesem de, bir gün müzik beni bırakacaktır maalesef… Müziği
zirvedeyken bırakmak isterim fakat, bu ne zaman ve nasıl olur
bilemiyorum. Sahnelerde olmasam bile müziğin bir şekilde, her
zaman hayatımda olacağına eminim ve bunu bilmek bana güç veriyor.
Etkilendiğiniz
ya da size yön veren sanatçılar kimler?
Etkilendiğim ya da bana yön veren sanatçılar yok; ama hayranı
olduğum isimler var. Emel Sayın, İbrahim Tatlıses, Muazzez Abacı,
Bülent Ersoy, Müslüm Gürses, Orhan Gencebay, Mine Koşan, Kibariye,
Selami Şahin hayran olduğum sanatçılardan bazıları. Bunların dışında
pek çok sanatçı arkadaşımın çalışmalarını da beğeniyorum.
Geçirdiğiniz rahatsızlık hayata bakışınızı
nasıl değiştirdi?
Rahatsızlığım sonrasında hayatı eskisi kadar hoyrat yaşamıyorum.
Hayatta en önemli şeyin sağlık olduğuna inanıyorum. Elimden geldiği
kadar stressiz ve dingin yaşamaya çalışıyorum. Her ne kadar yaptığım
iş gereği sakin kalmak pek mümkün olmasa da, elimden geldiğince
soğukkanlılığımı korumaya özen gösteriyorum. Saadetin sadelikten
geldiğine inanıyorum.
Olmazsa olmazlarınız var mı?
Önceden olmazsa olmazlarım vardı, ama artık yok. Yaşadığımız hayat,
bence olmazsa olmazlara müsaade etmiyor. Bana göre insan hayatındaki
en önemli şey, sağlık. Sağlık olmazsa hiçbir şey olmuyor çünkü.
Çocukluğunuz nasıl geçti?
Zor, ama bir o kadar da güzel bir çocukluk geçirdim. Hayat şartları
o zamanlar çok daha zordu. Sadece bu nedenle eğitimimi tamamlayamadım.
Yaşadığım bütün bu zorluklar bendeki sorumluluk duygusunu geliştirdi.
Maddi durumumuz iyi değildi, yine de her şeye rağmen şimdiki nesilden
çok daha mutlu bir çocukluk yaşadığıma inanıyorum.
ETİ markası, size ne hatırlatıyor?
"Bir bilmecem var çocuklar, haydi sor sor!"… ETİ denilince
aklıma öncelikle, ETİ'yi anlatan bu meşhur reklam cıngılı ve o
günlerde bisküvi almak için anneme ne kadar yalvardığım geliyor.